KUMAR TUTKUSU BAĞIMLILIK MI?

KUMAR BAĞIMLILIĞI

Bağımlılık kavramı genellikle alkol ve diğer maddeler için kullanılmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda beynin bazı bölgeleri ile patolojik kumar davranışının kimyasal bağımlılığa yol açtığı saptanmıştır.

Kumar günümüzde gittikçe artan bir şekilde hoşça vakit geçirme, eğlence ve dinlenme aracı olarak gösterilmeye çalışılmakta ve popülaritesi artmaktadır. Şans oyunları ise birçok insan için sadece bir eğlence aracı olarak görülmektedir. Fakat ne yazık ki bu oyunlar bazı insanlarda bağımlılığa dönüşmektedir. Çalışmadan, kısa yoldan zengin olmak için çıkar yol olarak gösterilen kumar, pek çok ülkede medya ve devlet onayıyla teşvik edilmektedir. Ülkemizde devlet tarafından oynatılan kumar türleri; milli piyango, kazı kazan, spor-toto, sayısal loto, iddia, bilyoner ve at yarışları üzerine oynanan ganyandır. Son günlerde çeşitli şekillerde kumar oynama alışkanlığının gittikçe yaygınlaştığını görmekteyiz. Bilhassa bilgisayar ve internete ilgi gösteren gençlerin internet üzerinden oynadıkları bahis oyunlarının tahrip edici etkisi göz ardı edilmemelidir.

Şansa dayanan oyunlar da alkol ve uyuşturucu maddeler gibi bağımlılık yapmaktadır. Her ne kadar Türkiye’de kumar oynatmak yasak olsa da, bunun yerini şans oyunları almış görünmektedir. Hemen her köşe başında gördüğümüz büfelerde oynatılan şans oyunları, kumar oynama merkezleri haline gelmektedir. İddaa, at yarışı, sayısal loto, şans topu, on numara, spor toto ve spor loto gibi oyunların, kumarhanelerin bulunmadığı ülkemizde bu görevi görmektedir. Yazılı ve görsel medyadan takip edildiği kadarıyla birçok ünlü isimin de bu durumla baş etmekte güçlük yaşadığı ve hayatlarını batağa sürükledikleri bilinen bir gerçektir.

Eğer sevdiğiniz insanda yahut sizde kumar sorunu varsa şunları gözlemlemek mümkündür;

Kumar oynama konusunda fazlasıyla savunmacı olmak: Bir gün büyük bir kazanç/ödül yakalayacağına dair değişmesi güç bir inanç..!

Maddi konularda gizemli davranıyor olmak: Biriktirdiği(niz) paralar bir anda azalabilir ya da yok olabilir ya da açıklanması güç borçlar ortaya çıkabilir.

Kumar oynamak için gerekli olan parayı sağlamak adına: Kredi kartı borçları artabilir, mücevherler ya da diğer başka eşyalar ortadan kaybolabilir.

Kumar bağımlılığında tedavi:

Kumar bağımlılığının tedavisinde en güncel yaklaşım bilişsel davranışçı terapi + bazı ilaçların kullanılması yöntemidir. Tedavi programı kişiye göre düzenlenmekle birlikte kişinin inkarının kırılması, sorunlarıyla yüzleştirilmesi, sorunlarla başa çıkma ve hayır diyebilme becerilerinin geliştirilmesi, bağımlılık kavramının öğretilmesi temel hususlardır. Bunların yanında aileye yönelik bilgilendirme çalışması yapılması aile içindeki ilişkilerin düzeltilmesi uygulanan tedavi programının etkinliğini arttırmaktadır.

Kumar oynama düşünceleriyle başa çıkabilmek için:

• Kumar oynanan yerlerden uzak durmak gerekmektedir. İnternette kumar oynatılan sitelerden uzak durulmalıdır.

• Kumar oynama düşüncesini oluşturan şeylerden uzaklaşılmalıdır (at yarışı programları, casino reklamları, piyango biletleri vs.)

• Kumarla ilgisi olan kişilerden uzak durulmalıdır.

• Kumar üzerine yapılan tartışmalara girmekten kaçınmalıdır.

SANAL OYUNLAR BİLGİSAYAR VE İNTERNET

BİLGİSAYAR OYUNLARININ ÇOCUK VE ERGEN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Bilgisayar oyunları, teknolojik özelliklerine göre birçok alt gruba ayrılmış olsa da, günümüzde gelinen nokta internet üzerinden oynanan dijital oyunların daha sık kullanılır halde olmasıdır. Bu kapsamda sosyal olarak daha gelişmiş imkanlar sağlayan, iletişim ihtiyacına hitap eden ‘online’ oyunlar daha çok tercih edilmektedir. Devamını Oku

ŞİZOFREN OLUR MUYUM?

Şizofreni Nedir?

Şizofreni, alevlenme ve yatışma dönemleriyle kendini gösteren uzun süren bir ruhsal bozukluktur. Düşünceleri, inançları, duygu ve duyguları etkiler, ancak zekâ etkilenmemektedir. Şizofreninin basit bir tanı testi yoktur, fakat bazı anahtar belirtilerle seyreder.

Şizofreni,

Bir beyin hastalığıdır

Ruhsal bir bozukluktur

Belirtileri tedavi edilebilir

Kimse için utanç verici bir durum değildir

Şizofreninin çocuklukta geçirilen bir travmadan, kötü bir aile ortamından ya da yoksulluktan kaynaklandığına dair herhangi bir kanıt yoktur

Şizofreni hastalarının çoğu saldırgan ya da tehlikeli değildir.

Halüsinasyonlar (varsanı)

Başkalarının duymadığı sesler duyma, görüntüler görme ya da vücuduna bir şeylerin dokunduğunu hissetmek gibi algi bozukluklarına halüsinasyon denmektedir. Eğer kişi sesler duyuyorsa bu korkutucu ve tedirgin edici bir deneyim olabilir. Başkalarının hissetmediği sesler duymak ya da olağandışı şeyler görmek gerçeklikten uzaklaştırabilir ve yasam kalitesini, özellikle de ailenizle ve dostlarınızla ilişki kurma yeteneğini olumsuz etkileyebilir.

Hezeyanlar(Sanrı)

Başkalarının paylaşmadığı ya da inanmadığı inançlarınız ya da fikirlere hezeyan denir. Bu inançlar kişiye gerçek gibi gelir ve onlardan kurtulmakta güçlük çeker. Bu da şizofreninin sik görülen belirtilerindendir.

Yaşadıklarınızı yazıya dökün, bu düşündüklerinizi ve hissettiklerinizi ifade etmenize yardımcı olacaktır.

Birçok hezeyan tipi vardır.

Şizofreni deneyimi olan bazı kişiler düşüncelerinin, duygularının ve eylemlerinin başkaları tarafından bilindiğini ya da kontrol edildiğini hissederler. Bazıları ise birinin onlara zarar vermeye çalıştığını düşünür. Sık karşılaşılan diğer bir hezeyan da kişinin özel güçlere sahip olduğu düşüncesidir. Hezeyanı olan biri için, bu inancının doğru olmadığını ve hastalığının bir belirtisi olduğunu kabul etmek çok güçtür.

Çevresindeki insanlar düşüncelerini kabul etmekte güçlük çekecektir. Olağandışı düşünceleri iyi tanımadığı insanlarla tartışmaktan kaçınmak yerinde bir tercih olur. İnsanlar bunlardan tedirgin olabilirler, bu da hastanın arkadaşlarıyla ya da meslektaşlarıyla çeşitli problemlere yol açabilir.

Düşünce bozukluğu

Kişinin zihnini anlamlandıramadığı bilgilerle dolmuş gibi olduğu karma karışık düşünceler ve duygular da şizofreninin bir belirtisi olabilir. Kafasındaki bu düşüncelerle konsantre olmakta ya da karar vermekte zorlanabilir. Sanki düşünceleri ona ait değilmiş gibi hissedebilir. Kimi zaman herhangi bir şey hakkında berrak bir şekilde düşünmek güç olabilir. Gerçekten de, bazı insanlar düşünce akışları aniden kesilmiş ya da düşünceleri sanki uçup gitmiş gibi hissederler. Kimi zaman da kendi düşüncelerini sanki dışarıdan dile getiriyormuş gibi duyarlar.

Enerji, istek kaybı ve içe kapanma

Bazı şizofreni hastaları kendilerini sürekli yorgun hisseder ya da daha önce yapmaktan zevk aldıkları şeylerden sıkılabilirler. Duygulanım değişiklikleri ile de sik karşılaşılmaktadır. Bazı insanlar kendilerini ‘boş’ hissettiklerini ve insanlara yönelik herhangi bir duygularının olmadığını belirtirler. İnsanlarla buluşmak ya da konuşmak –aileleri ve yakınları ile bile- onlara zor ve korkutucu görünür. Şizofreni deneyimi olan birçok insan sosyal ilişkilerden uzak durmaktadır. Bu belirtiler, normal etkinliklerinin ya da işlevlerin kaybını ifade ettikleri için negatif belirtiler olarak da adlandırılırlar. Sesler duymak ya da olağandışı fikirlere sahip olmak gibi belirtilere ise pozitif belirtilerdir.

Şizofreni herkesi farklı etkiler. Hastalığınızı anlamak ve belirtilerinizi tetikleyen faktörleri belirleyip bunlarla mücadele etmeyi öğrenmek hastalığınızın kontrolünde size yardımcı olacaktır.

Hastalığı anlamak ve belirtilerini tetikleyen faktörleri belirleyip bunlarla mücadele etmeyi öğrenmek hastalığın kontrolünde yardımcı olacaktır.
Hastalığın erken evrelerinde belirtiler genellikle şiddetlidir. Zamanla durgunlaşır ve tamamen geriler ya da daha düşük bir şiddette seyrederler. Birçok şizofreni hastasında zaman zaman hastalık dönemleri tekrarlanmaktadır(alevlenme).

Belirtilerinizle baş etmenize ya da onların daha iyi gitmesine yardımcı olan şeyler;

İlaç tedavisine ve doktor kontrollerine düzenli devam etmek

Stresli ortamlardan uzak durmak;

Sakinleştirici müzik dinlemek;

Yürüyüş yapmak.

Şizofreni birçok insanin düşündüğünden çok daha yaygındır. Her kültürden ve her sosyal statüden insanda görülebilir, bu hastalık toplumun yaklaşık %1’inde görülmektedir..

Şizofreni belirtileri insanlar arasında farklılık gösterebilir, hafif ya da şiddetli olabilir.

Tedavi kişiden kişiye değişir, ancak tedavi planında çoğu kez ilaç tedavisinin yani sıra psikolojik destek ve günlük yasama yeniden uyum gibi yöntemler de yer almaktadır. Şizofreni, özellikle tedavi bırakıldığında, yeniden alevlenme ya da belirtilerin tekrarlama olasılığı yüksek olan bir hastalıktır. Yaklaşık 5 kişiden 1’i başka bir psikoz dönemi geçirmez. Tedavi görülmediğinde, 10’da 8 gibi yüksek bir oranda 2 yıl içinde alevlenme görülmektedir. ilaç kullanıldığında bu oran 10’dan 2’ye düşmektedir. Belirtiler her zaman tamamen ortadan kaldırılmasa da ilaç ve psikolojik terapi kombinasyonu ile tedavi edilebilir. Birçok insan tedaviye devam ederek bir hastalık dönemi sonrası kendini iyi hissedebilir ve günlük yaşamını sürdürme, mesleğini icra etme gibi yetilere kavuşur. Buna karşın, tedavi kesilirse kişi hastalanır ve her alevlenme sonrası eski haline dönmesi zorlaşır.

İlaç tedavileri

Şizofreni tedavisinde kullanılan ilaçlar antipsikotik ilaçlar olarak bilinirler. Farklı tipte birçok antipsikotik ilaç bulunmaktadır. Eski ilaçlara ek olarak son yıllarda bir dizi yeni antipsikotik ilaç piyasaya çıkmıştır. Antipsikotik ilaçlar şizofreninin kesin tedavisi değildir, ancak hastalığın belirtilerini iyileştirirler. Hastaların büyük bir bölümü(%90’ı) tedaviye yanıt vermesine karşın, tüm hastalarda tam fayda sağladığını söylemek yanlıştır.

İlaç dışındaki diğer tedavi yöntemleri, ilaç kullanımı, psikolojik ve sosyal destekle birlikte, şizofreninin tedavisinde anahtar bir rol oynamaktadır. Konuşacak birinin olması da tedavinin en önemli öğesidir. Birçok kişi çeşitli psikolojik eğitim girişimlerinden yarar görmektedir. Bunlar arasında danışmanlık, aile terapisi ve mesleki programlar yer almaktadır.

İlaç kullanımı, psikolojik ve sosyal destekle birlikte, şizofreninin tedavisinde anahtar bir rol oynamaktadır.

En basit düzeyde bile psikolojik eğitim tedavileri bir şizofreni hastasına genel bir yardım, destek ve eğitim sağlamaktadır. Kendini nasıl hissettiği konusunda yalnızca biriyle konuşmak bile rahatlatıcı olabilir. Bazı hasta yakınları şizofreniyi anlamak ya da kabul etmekte güçlük çekebilir. Kendilerini suçlu, öfkeli ya da endişeli hissedebilirler. Tüm aile üyelerinin şizofreni ile ilgili eğitimden yararlanabilmesinin nedeni budur.

Kognitif davranış terapisi sizin ve/veya ailenizin bu hastalıkla baş etme ve stresinizi azaltma yollarını öğrenmenize yardımcı olabilir. Sosyal beceri eğitimi özellikle çeşitli sosyal durumlarda kendilerine olan güvenlerini artırmak isteyen bazı kişilerde yararlı olabilir. Antipsikotik ilaçların, beyin hücreleri arasındaki ilişkiyi sağlayan kimyasal maddelerin dengesizliğini düzelterek etkili olduğu düşünülmektedir.

Antipsikotik ilaçların çoğu, özellikle beyinde dopamin adi verilen doğal bir kimyasal maddenin etkinliğini azaltarak etki gösterir. Dopaminin, şizofreni belirtileri bulunan insanlarda aşırı etki gösterdiği düşünülmektedir.. Bugün diğer beyin kimyasallarının da şizofreni belirtilerinde rol oynadığı bilinmektedir. Bu diğer doğal kimyasal maddeler, özellikle de serotonin üzerinde etkili olan bazı antipsikotik ilaçlar, şizofreni tedavisinde iç açıcı sonuçlarıyla ümit vermektedir.

Bazı kişiler kendilerini iyi hissetmeye başladıklarında ilaçlarını kesme eğiliminde olurlar. Her gün ilaç almak zahmetlidir, fakat ancak bu şekilde hastalığınızın tedavisi sağlanabilir. seker hastalığı tansiyon gibi başka hastalığı olan insanlar da durumlarının kötüleşmesini önlemek için ilaçlarını düzenli kullanmak durumundadırlar.

UÇAK KORKUSU

UÇMAKTAN KORKMAYIN…

İnsanoğlu kuşları gözlemlemeye başladığı ilk günlerden itibaren uçma tutkusu içinde var olmuştur. Yunan mitolojisindeki daedalus ve oğlu ikarus un efsanesinde olduğu gibi hapsolduğu topraklardan çıkabilmek adına kaz tüylerinden kanatlar yapıp uçabilmeyi hayal etmiştir. Devamını Oku

AŞK ACISI

Hasretini, yokluğunu,
sensizliği bir ateş yanığı gibi
öyle acıyla duydum ki,
yüreğimin etinde.

Gitgide çoğalarak,
gitgide derinden işleyerek.
Öyle dayanılmaz oldu ki bu.
Seni boğabilirdim senden kurtulmak için
çünkü seni o kadar seviyorum…

(N.H.Ran) Devamını Oku

MEVSİM GEÇİŞLERİ VE DEPRESYON

zemin oluşturabilir,hastalığın seyrini değiştirebilir. Yaz mevsimi sona ererken hayatın akışı doğal olarak yavaşlar. Günler kısalır, güneş ışığının açısında ve süresinde azalma olur buna bağlı olarak evde geçirilen vakit artar, Devamını Oku

TAKINTILARDAN KURTULMAK İÇİN…

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK ( OKB )

Birçok kişinin aşırı temizlik, titizlik, düzenlilik, eşya veya para biriktirme, simetriye önem verme, kapıyı-ocağı kontrol etme gibi çeşitli takıntıları, kuruntuları, saçma bulduğu halde yapmak zorunda kaldığı davranış ve düşünceleri olabilir. Çoğunlukla bunlar önemli bir zaman kaybına veya ciddi bir sıkıntıya neden olmazlar.

Devamını Oku

KARANTİNANIN RUHSAL ETKİLERİ VE KORUYUCU ÖNLEMLER

KARANTİNANIN RUHSAL ETKİLERİ VE KORUYUCU ÖNLEMLER

KARANTİNA, İZOLASYON VE SOSYAL MESAFE NEDİR?
Karantina: Bulaşıcı bir hastalığa maruz kalmış olan kişilerin hasta olup olmadıklarını tespit
etmek için kişinin tecridi ve hareket alanının kısıtlanmasıdır. Devamını Oku

AİLE İÇİ ŞİDDET

Uzm. Dr. Deniz Koray Görücü’nün Aile İçi Şiddet hakkındaki söyleşisi

İLAÇ KULLANIMI

Uzm. Dr. Deniz Koray Görücü’nün İlaç Kullanımı hakkındaki söyleşisi